
Sevgililer Günü’ne Özel Erotik Aşk Filmleri
Sevgililer Günü’nde partnerinizle beraber romantik bir film izleme planı yaptınız ama karşınıza çıkan tüm seçenekler fazla sıradan mı geliyor? Eğer baş başa geçireceğiniz bu geceye biraz renk katmak istiyorsanız Sevgililer Günü’ne özel hazırladığımız bu listedeki tavsiyelerimize göz atın. Unutulmaz erotik gerilimlerden, romantizmin şehvet ve tutkuyla ekrana yansıdığı aşk filmleri belirli bir sıra gözetmeksizin sıraladığımız listede, farklı zevklere ve beğenilere hitap eden yapımlardan içinize en çok sineni seçebilirsiniz.
“Tüm bu filmlerin yönetmeni erkek ama!” dediğinizi duyar gibiyim. Genelde erotik filmlerin “erkek merkezli” bakışlarından usanan ve izlerken göz deviren biri olarak Halina Reijn imzalı Babygirl (2024) son dönemdeki en sevdiğim filmlerden birine dönüştü. Başarılı bir CEO olan Romy’nin, şirketinde stajyer olarak çalışmaya başlayan genç Samuel’la yaşadığı ilişkiye odaklanan film, kadın bakışıyla BDSM ilişkilerini ele alması açısından kesinlikle çok değerli ve vizyoner bir film. Eğer erotik gerilim türünü seviyorsanız ancak herkesin klasik olarak addettiği yapımlar size çok maço ve seksist geliyorsa Babygirl’de aradığınız “female gaze”i (ve çok daha fazlasını!) bulacaksınız.
Dikkat, dikkat, başyapıt alarmı! Erotik gerilim türü Eyes Wide Shut (1999) öncesi ve sonrası şeklinde ikiye ayrılır desek yeridir. Stanley Kubrick’in yönetmenliğini üstlendiği filmde karısının bir fantezisini öğrendikten sonra kontrolünü kaybederek şehirde farklı cinsel deneyimlerin peşine düşen bir adamın hikâyesi konu ediliyor. Eyes Wide Shut’ın takıntılar, kıskançlık ve paranoya üzerinden kurgulanan dünyası tek bir okumaya indirgenemeyecek kadar zengin ve çok katmanlı.
Kubrick’in muhteşem dehası ve estetik anlayışıyla görsel açıdan da üst düzey bir seyir zevki vadeden filmin, ikonik orji sahnesi, bana göre tüm sinema tarihinin erotik gerilimi en yüksek ânlarından biri. Bu unutulmaz klasiği hâlâ izlemediyseniz, restore edilmiş yeni versiyonunu edinip, erotizm neymiş ustasından öğrenebilirsiniz!
Luca Guadagnino, Challengers (2024) ile sinemada cinsel ve anlatısal gerilimin zirvesine ulaşmış olsa da, Call Me By Your Name (2017) ilk çıktığında üzerimizdeki etkisini kim unutabilir mi? André Aciman imzalı bir romanın uyarlaması olan film, seksenli yıllar İtalya’sında 17 yaşında bir genç olan Elio’nun (Timothée Chalamet), kendinden yaşça büyük Oliver’la yaşadığı aşka odaklanıyor. Call Me By Your Name, duygusunu sadece erotizm ve arzuyla sınırlı tutmayıp bunu bir gencin yetişkinliğe adım atması çerçevesinde ele aldığı için derinlikli hikâyesiyle benzerlerinden ayrılıyor.
Cinsel çekimi, atmosfer, şarkılar ve hatta dokular aracılığıyla aktarma konusunda rakipsiz diyebileceğim filmin sadece Sevgililer Günü’nde değil, yaz aylarında izlemenin ayrıca keyifli olduğu da bir gerçek. Eğer Guadagnino filmografisinden A Bigger Splash’i (2015) seviyorsanız ya da Xavier Dolan imzalı Les amours imaginaires (2010) tarzı kuir ilişki filmleri hoşunuza gidiyorsa, Call Me By Your Name’i izleme listenizin ilk sırasına yerleştirmeniz şart!




































