
Tüm Zamanların En İyi 10 Türk Dizisi
Türkiye izleyicisi bilhassa Yeşilçam etkisinin silindiği 80’ler ve 90’lardan itibaren yoğunluklu olarak televizyona ve dizilere yöneldi. Türkiye’de üretilmiş diziler kitleleri bir araya getirdi, günlük hayatın bir parçası oldu ve kelimenin tam anlamıyla her eve girdi. Bu etkinin sonraki yıllarda daha da genişlediğine, Türkiye yapımı dizilerin dünyanın dört bir yanında popülerleştiğine tanıklık ettik.
Dolayısıyla Türkiye televizyon tarihi dendiğinde elimizde çok fazla sayıda kaliteli, yayınlandığı döneme damga vurmuş dizi mevcut. Bu listede bunların bizce en iyilerini bir araya getiriyor ve 10 tanesini seçiyoruz. Tekrar gösterimleri hâlâ milyonlarca kişi tarafından takip edilen, kendilerine benzer yapımlara ilham vermeye devam eden bu dizilerin her birinin adını burada anmak mümkün değil ama bazılarını hatırlamanın keyfine sizleri de davet ediyoruz. Öte yandan listemiz boyunca pek çok başka dizinin adını anacağımızı da not düşelim. Son dönemde sayıları giderek artan dijital platform dizilerini ise farklı bir rehberde sizlerle paylaşacağız.
İlk 10’da yer veremediğimiz ve yukarıda adını geçiremediğimiz şu dizileri de unutmayalım:
- 7 Numara (2000-2003)
- Tatlı Hayat (2001-2004)
- Hatırla Sevgili (2006-2008)
- Leyla ile Mecnun (2011-2013)
- Şaşıfelek Çıkmazı (1996-1998)
- Cennet Mahallesi (2004-2007)
- Çiçek Taksi (1995-2003)
- Kurtlar Vadisi (2003-2005)
- Behzat Ç.: Bir Ankara Polisiyesi (2010-2019)
- Kızılcık Şerbeti (2022- )
Pek çoklarına göre Türkiye televizyonlarının gördüğü en başarılı yapımlardan biri olan Ezel (2009-2011), 2009 yılında yayına başladı. Alexandre Dumas'nın 1844 yılında tamamladığı romanı Monte Kristo Kontu’nu günümüz şartlarına uyarlanan dizi bilhassa Tuncel Kurtiz’in canlandırdığı Ramiz Karaeski (Dayı) karakteriyle muazzam bir etki yaptı. Dizi Kurtiz’in adını genç kuşaklara tanıtırken Ramiz Dayı’nın aforizmaları tüm Türkiye’nin ezberine yerleşti. Kenan İmirzalıoğlu’nun başrolde yer aldığı ve romandakine benzer şekilde intikam peşinde bir karakteri canlandırdığı dizide İmirzalıoğlu’na çok sayıda kaliteli oyuncu eşlik ediyordu. Ezel, dramatik yapısı, bünyesinde taşıdığı derinlikli karakterleri ve diyalog yazımı, iddialı prodüksiyon kalitesi, zamanlar arası gidip gelen yenilikçi hikâye anlatım teknikleriyle dönemin en önemli yapımlarından biri olarak adını yakın dönem televizyon tarihimize yazdırmıştı. Ezel de etkisiyle birçok benzerinin üretilmesine alan açmış, pek çok ardılı üretilmiş çok etkili dizilerden birisi. Bu dizileri merak ederseniz Suskunlar (2012) ve Çukur (2017-2021) gibi yapımlara göz atabilirsiniz.
Bu listedeki diğer yapımlardan üretim ve sahneleniş biçimiyle ayrılan bir yapım olan Bir Demet Tiyatro’nun (1995-2006) Türkiye televizyonlarında yarattığı etki de buna benzerdi. BKM’nin adını marka hâline getirdiği ve günümüzde etkisi hâlâ devam eden tarzının kurucu unsurlarından birisi olan Bir Demet Tiyatro, adından anlaşılacağı üzere bir tiyatro sahnelemesi üzerine kuruluydu. Canlı seyirciye karşı oynanıyordu ve bu esnada yapılan çekimler sonrasında seyirciyle buluşuyordu. Yılmaz Erdoğan’ın hem senaryosunu yazdığı hem de başrolünde oynadığı Bir Demet Tiyatro, çok kalabalık oyuncu kadrosu, tiyatro alışkanlıklarını farklı formlara kavuşturan yenilikçi yaklaşımı ve dönemin pek çok dizisi gibi orta sınıf ailelerin yaşamını çerçeveleyen anlatı dünyasıyla televizyonda hatırı sayılır bir etki bıraktı. BKM’nin bünyesinden çıkan sayısız oyuncunun da kariyerlerini başlatan yapımlardan oldu. Skeçvari havasıyla Olacak O Kadar’dan (1986-2010), tiyatroyu ekrana taşımasıyla Komedi Dükkânı’ndan (2007-2010), BKM ekolünün birlikte üretimi açısından Çok Güzel Hareketler Bunlar’a (2008-2012) benzetebileceğiniz bir yapım Bir Demet Tiyatro.
Listemizdeki bir başka edebiyat uyarlaması Yaprak Dökümü (2006-2010) ise Reşat Nuri Güntekin’in aynı adlı romanından ekrana taşınmıştı. 2006-2010 yılları arasında yayında kalan ve temelde orta sınıf bir ailenin taşradan kente göçmesini takip eden dizi bilhassa ilk sezonuyla büyük etki yarattı ve döneminin en popüler yapımlarından biri oldu. Günümüzde tekrar bölümleri ve sosyal medyadaki etki gücüyle popüler kültürün bir parçası olmaya da devam ediyor. Halil Ergün, Güven Hokna, Bennu Yıldırımlar gibi tecrübeli oyuncuları Fahriye Evcen, Gökçe Bahadır, Deniz Çakır ve Caner Kurtaran gibi genç kuşaktan isimlerle bir araya getiren oyuncu kadrosu birçok yıldızın kariyerlerinin zirvesine çıkmasına da imkân tanıdı. Dizinin senaryosunda Aşk-ı Memnu (2008-2010), Kuzey Güney (2011-2013), Medcezir (2013-2015) ve Koçum Benim (2002-2003) gibi yapımların da senaristi olan Ece Yörenç - Melek Gençoğlu ikilisinin imzasının bulunduğunu da eklemek gerek. Öte yandan tecrübeli televizyon takipçileri bilecektir ki televizyon dizilerimizin pek çoğu ilerleyen sezonlarda bir miktar enerji kaybına uğruyor. Burada da benzer bir durum söz konusu. Yaprak Dökümü’nün ilk sezonu da diğer sezonların biraz önünde duruyor.
Yeşilçam ve diziler arasındaki bağlantılardan söz etmişken Bizimkiler’den (1989-2002) bahsetmemek de olmaz. 1989 yılında yayın hayatına başlayan ve tam 15 sezon boyunca devam eden Bizimkiler, Türkiye’de dizi kültürünü ve alışkanlıklarını yerleştiren, yaygınlaştıran yapımlar arasında. Umur Bugay’ın senaryosunu yazdığı 1977 yapımı Kapıcılar Kralı filmindeki formülü televizyonda devam ettirme fikriyle yola çıktığı ve bir apartmanda yaşayanlar üzerinden Türkiye’yi anlattığı dizi 90’lar boyunca ülkenin kerteriz noktalarından biri oldu. Temelde “orta direği”, yani İstanbul’un apartmanlarında ömrünü geçiren aileleri konu alan Bizimkiler her ne kadar bir aileyi merkezine alıyor gibi görünse de yıllar içerisinde genişledi ve apartmanın her bir dairesine eşit mesafeyle bakan bir yapıya büründü. Bu listede yer alsın almasın pek çok yerli yapım dizide Bizimkiler etkisine rastlamak oldukça mümkündür. Bizimkiler havasını evinize taşıdıktan sonra kopamadıysanız Perihan Abla (1986-1988), En Son Babalar Duyar (2002-2006) ve Seksenler (2012-2022) de izleme listenizde olmalı.
Gülse Birsel’in hem senaristliğini üstlendiği hem de oyuncu kadrosunda yer aldığı Avrupa Yakası (2004-2009), Türkiye televizyonları ve sit-comlar denildiğinde ilk akla gelen örneklerden biri, belki de birincisi. Nişantaşılı Sütçüoğlu ailesinin etrafında gelişen ve ağırlıklı bir ya da birkaç başrol yerine çok sayıda oyuncunun anlatı yükünü taşıdığı Avrupa Yakası, Gülse Birsel’in adını bir marka hâline getirdiği gibi bilhassa Amerikan sit-com kültüründen devşirdiği anlatı fikirleriyle Türkiyeli izleyiciye yeni bir karşılaşma alanı sağladı. Öte yandan da Türkiye gündemine refleksif bir konum alarak güncel meseleleri kurmaca evrenine taşıdı. Engin Günaydın’ın canlandırdığı ve muhtemelen dizi tarihimizin en unutulmaz karakterlerinden Burhan Altıntop da burada bir fenomene dönüştü. Elbette Gazanfer Özcan, Hümeyra, Ata Demirer, Hasibe Eren, Tolga Çevik, Sarp Apak ve Binnur Kaya gibi isimlerin aralarında bulunduğu, saymakla bitmeyecek oyuncu kadrosu da bu başarının arkasındaki temel sebepler arasında. Gülse Birsel imzalı başka diziler de izlemek isterseniz sizi Yalan Dünya (2012-2014) ve Jet Sosyete’ye (2018-2020) davet edebiliriz.
Listedeki pek çok büyük bütçeli, dev etki yaratmış diziden farklı bir konuma yerleşen Sıdıka (1997-2003) ise pek çok kişinin yüzüne tebessüm konduracak, belki bazılarının burada olduğuna şaşıracağı bir tercih. Atilla Atalay’ın ürettiği Sıdıka karakteri etrafında şekillenen ve üç sezon boyunca yayında kalan dizi birçok yönden Türkiyeli izleyicilerin daha önce benzerlerine pek rastlamadığı özelliklere sahip. İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Saka ailesinin yaşamına odaklanan dizi, gerçek mekânlarda çekilen, sahici karakterlerden oluşan ve tüm olan bitene bir genç kadının hayal dünyasının anlam kazandırdığı bir doğaya sahip. Hasibe Eren’in canlandırdığı Sıdıka karakterinin yanı sıra ailenin her bir üyesinin kendine has etkiler yarattığı dizi, ekranlardaki komedi alışkanlıklarının farklı ve kıymete layık ürünlerinden biri. Sıdıka gerçekten kendine has, başka yapımlara benzetmenin oldukça zor olduğu bir dizi. Ancak buradaki mizah tarzı size uyuyorsa Kaygısızlar (1994-1998), Ayrılsak da Beraberiz (1999-2004) ve Ruhsar (1998-2001) gibi dizilere de göz atabilirsiniz.
Dönem dizileri, bilhassa Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük padişahlarına adanan anlatılar hâlâ Türkiye televizyon yapımlarının ana üretim kaynaklarından biri. Dünyanın farklı ülkelerinde de çok ilgi gören, talep edilen ve çoğu birbirine benzeyen bu yapımların çıkış noktasının Muhteşem Yüzyıl (2011-2014) olduğunu söylemek ise pek abartı olmaz. Taylan Biraderler’in yönetmenliğinde ve Meral Okay’ın senaristliğinde çekilmeye başlanan ve bilhassa ilk yüz bölümüyle Türkiye’deki televizyon alışkanlıklarını baştan aşağı değiştiren dizi, Osmanlı’nın en çok merak edilen padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatına ve tahtta kaldığı dönemin saray yaşantısına odaklanıyordu. Kanuni’yi Halit Ergenç’in, Hürrem Sultan’ı ise önce Meryem Uzerli’nin sonra da Vahide Perçin’in canlandırdığı dizi, toplumdaki Osmanlı algısına estetik bir karşılık sunması bir yana, dizi üretimine gösterdiği yol bakımından da unutulmazlar arasında. Bu dizinin başarısı âdeta kendi başına bir sektörün ortaya çıkmasını sağladı ve bu sektör hâlâ yoğun şekilde çalışmaya devam ediyor. Ancak pek çoğunun bu kaliteye ulaşmaktan uzak bir görüntü çizdiğini de söylemek lazım. Eğer benzer tarih anlatılarına meraklıysanız Kösem Sultan (2015-2017) ve Vatanım Sensin (2016-2018) gibi dizilere de göz atabilirsiniz.
“Halit Ziya Uşaklıgil’in unutulmaz eserinden” uyarlanan ve bu klasik eseri 2000’lerin dünyasında bütün ülkenin en popüler çekim merkezi hâline getiren Aşk-ı Memnu (2008-2010), hâlâ pek çok insan için “dizi” denilince ilk akla gelen yapımlardan biri. Tekrarları hâlâ ciddi oranda seyirci bulan, bünyesindeki oyuncuların her birinin kariyerinde tanımlayıcı bir rol oynamış sahip Aşk-ı Memnu, pek çokları için Türkiye televizyon tarihinde aşılamayacak bir eşik. Kıvanç Tatlıtuğ, Beren Saat, Selçuk Yöntem, Hazal Kaya, Zerrin Tekindor, Nebahat Çehre gibi pek çok popüler oyuncunun hayat verdiği bu unutulmaz hikâye bilhassa final bölümüyle Türkiye’de hemen herkesi ekrana kilitlemişti. Bu etki sonrasında farklı kuşaklara aktarılarak günümüze kadar sürdü, sürmeye de devam ediyor. Bu vesileyle Halit Refiğ’in yönetmenliğinde çekilen 6 bölümlük 1975 tarihli dizi uyarlamasını ve Prime Video’da gösterime giren Bihter (2023) adlı filmi de hatırlatalım. Ayrıca Medcezir (2013-2015) ve Yasak Elma (2018– ) gibi dizilerin Aşk-ı Memnu’nun başarısından el aldığını da söylemek mümkün. Aşk-ı Memnu’nun da yakın zamanda tüm bölümleriyle Prime Video kataloğuna eklendiğini de not düşelim.
Süper Baba’yı (1993-1997) yayınlandığı dönemi tanımlayan dizilerden biri olarak görmek mümkün. Yeşilçam’ın son dönemlerinde genç bir oyuncu olarak adını duyuran Şevket Altuğ’un başrolünde oynadığı ve dört sezon boyunca yayında kalan Süper Baba eski bir İstanbul semtini, Çengelköy’ü mesken ediniyordu. Yeni Türkü’nün elinden çıkma açılış jeneriği, Fiko’nun (Şevket Altuğ) aşkları, ailesiyle ilişkisi, mahalledeki hayatı derken eşine az rastlanacak bir kapsayıcılık sunuyordu Süper Baba. Sümer Tilmaç'tan İsmet Ay'a, Şevval Sam'dan Suna Pekuysal'a muazzam oyuncu kadrosu devinim hâlinde diziyi taşırken Süper Baba’nın paltosundan çok sayıda genç oyuncu da çıktı. Bilhassa 90’larda çocukluğunu ve gençliğini yaşamış pek çok kişi için özel bir yere sahip olan bu efsane dizi, listemizde hakkıyla kendisine yer buluyor. Gülbeyaz (2002-2003) ve Mahallenin Muhtarları (1992-2002) gibi dizilerde de buradaki samimiyeti yakalamanız olası.
Yeşilçam’ın bir üretim sistemi olarak sona erişiyle Türkiye’de televizyonların ve dizilerin iyiden iyiye popülerleşmesi arasında bir devir-teslim ilişkisi kurmak mümkün. Belki de bunun en keyifli örneklerinden biri de yalnızca üç sezon yayınlanmış olmasına rağmen bıraktığı izler hâlâ çok güçlü olan İkinci Bahar (1998-2001). Yeşilçam’ın iki ikonik yıldızını, Şener Şen ve Türkan Şoray’ı bir araya getiren bu dizi, İstanbul’un eski bir semti olan Samatya’daki bir restoranı ve onun etrafındaki beklenmedik aşk öyküsünü takip ediyor. Yalnızca Ali Haydar Usta ve Hanım arasındaki aşkla değil, onların hayatlarını çevreleyen her biri birbirinden ilginç yan karakterlerle katman katman açılan dizi yayınlandığı dönemde bütün bir ülkeyi ekran karşısına oturtmuş ve yeri doldurulamayacak bir iz bırakmıştı. Kaliteli oyunculuklar, sahici bir mahalle hissi ve elbette ekranı dolduran muhteşem yemekler ilginizi çekiyorsa İkinci Bahar kaçırmamanız gereken bir dizi. Eğer İkinci Bahar’ı severseniz Yeditepe İstanbul (2001-2002) ve Ekmek Teknesi (2002-2005) gibi İstanbul’un mahalle kültürüne farklı perspektiflerden bakan dizilere de göz atabilirsiniz.





























