2013’te James DeMonaco’nun yazıp yönettiği The Purge, çıkış noktası olarak ABD yönetiminin yakın gelecekte, suçla mücadele için geliştirdiği sıradışı bir yöntemi alır: Her yıl bir gün, on iki saatliğine tüm yasalar askıya alınmakta ve her türlü suç serbest bırakılmaktadır. İktidar bu sayede yılın geri kalan kısmında suç oranının sıfıra indiğini, ayrıca işsizliğin de neredeyse ortadan kalktığını iddia eder. Ancak elbette işin iç yüzü o kadar basit değildir.
Parlak bir fikirden hareket eden filmin başarısının ardından devam filmleri gecikmeyen The Purge, şiddet yüklü bir anlatıyı politik bir arka plana yerleştirmesiyle kısa zamanda 2010’ların sevilen serilerinden biri haline geldi. 2018 yılındaysa serinin dizi versiyonu izleyiciyle buluştu.
Her filmi ve dizisi farklı bir dönemde geçen The Purge’ü hikâye kronolojisine göre izlemek isterseniz şu sırayı takip edebilirsiniz:
- The First Purge (2018)
- The Purge (2013)
- The Purge: Anarchy (2014)
- The Purge (2018-2019)
- The Purge: Election Year (2016)
- The Forever Purge (2021)
Fakat şunu da belirtelim, seriyi yapım sırasına göre izlemenizde de hiçbir sakınca yok. İsterseniz tüm The Purge filmlerinin ve dizi versiyonunun öne çıkan özelliklerini tek tek inceleyelim:
The Purge (2013)
Serinin ilk filmi The Purge (2013), Arınma Gecesi’nde korunaklı evine kapanan varlıklı bir ailenin güvenlik sisteminin bir anlığına devre dışı kalması sonucu içeri girenlere karşı verdiği ölüm kalım mücadelesine odaklanır. James DeMonaco’nun yazıp yönettiği The Purge, ev istilası temalı John Carpenter klasiği Assault on Precinct 13’i (1976) andıran gerilim yüklü öyküsüyle kısa zamanda kült haline geldi. Ancak şiddetin toplumsal yapı içindeki konumunu, devlet eliyle desteklenmesini sorgularken aslında bir yandan da estetize edilmiş şiddet görüntülerine sırtını fazlaca yaslıyordu. Yine de, basit ve yaratıcı bir fikri başarıyla hayata geçiren The Purge’ün B-tipi korku hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayacağı kesin.
The Purge: Anarchy (2014)
İlk filmin bir yıl sonrasında geçen The Purge: Anarchy (2014) çerçeveyi genişletir, Los Angeles sokaklarına çıkar ve Arınma Gecesi’ni sağ salim atlatmaya çalışan bir dizi karakteri takip eder. Bu ikinci filmde, hükümetin sokaklara ölüm timleri saldığı ve esasında Arınma Gecesi’ni alt sınıfları katletmek için bir bahane olarak kullandığı ortaya çıkar. Sokakları vahşi bir cehennem olarak resmeden atmosferiyle film, 70’li ve 80’li yılların Escape from New York (1981) gibi kent sokaklarında hayatta kalma temalı gerilimlerini andırır. Ekonomik eşitsizlik, medyanın yozlaşması ve devlet destekli şiddet gibi temalar etrafında gezinirken benimsediği sınıf odaklı bakış açısı, The Purge: Anarchy’yi serinin en derinlikli ve en dikkate değer filmi haline getirir.
The Purge: Election Year (2016)
Serinin üçüncü filmi The Purge: Election Year (2016) ilk iki filmden uzun süre sonrasında, 2040 yılında geçer. Kendisi çocuk yaştayken ailesi Arınma Gecesi’nde katledilen başkan adayı senatör Charlie Roan, bir gün bu vahşi geleneğe son vermeye ant içmiştir. Seçim günü yaklaşırken iktidardaki Amerika’nın Yeni Kurucu Babaları Partisi, Roan’a suikast düzenlemek amacıyla, resmi görevlileri Arınma Gecesi’nden muaf tutan yasayı iptal eder. Donald Trump’ın başkan seçilmesinden dört ay önce vizyona giren The Purge: Election Year ABD’de yükselen aşırı sağa verilmiş bir tepki niteliğindedir ve zamanın ruhunu bünyesinde barındırır. Serinin en iyisi değildir belki ama istismar sineması geleneğinden beslenen They Live (1988) ve Escape from L.A. (1996) gibi John Carpenter politik gerilimlerini özleyenlerdenseniz, bu filmde de benzer bir tadı yakalayabilirsiniz.
The First Purge (2018)
Serinin dördüncü filmi izleyiciyi ilk üç filmin öncesine, ilk Arınma Gecesi’ne götürür. Ekonomik krizle çalkalanan ABD’de Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti’ye alternatif olarak ortaya çıkan Amerika’nın Yeni Kurucu Babaları iktidarı ele geçirmiştir. Yeni hükümetin suç oranını kontrol altına almak amacıyla ortaya attığı Arınma Gecesi için pilot bölge olarak New York’taki Staten Island seçilmiştir. The First Purge (2018), önceki filmlere nazaran ırkçılık karşıtı politik duruşunun altını daha kalın çizgilerle çizmesi açısından The Spook Who Sat by the Door (1973) gibi siyah istismar sineması (blaxploitation) örneklerinden ve vatandaşlık hakları hareketine vurgu yapan filmlerden esintiler taşır. Gerard McMurray’nin yönettiği filmin kurduğu politik zemin sağlamdır aslında ama yine de, diğer filmleri izlemiş ve olacakları bilen seyirci için şok etkisinin eksikliği seyir zevkini sınırlar.
The Purge (2018-2019)
Dördüncü filmle aynı yıl izleyici karşısına çıkan dizi formatındaki The Purge’ün (2018-2019) ilk sezonu, 2027 yılının Arınma Gecesi’nde yolları kesişen bir grup karakteri merkezine alır. Her bölümde farklı karakterlere odaklanan anlatı yapısıyla akıllara The Twilight Zone (1959-1964) gibi kült korku antolojilerini getiren bu sezonu, 2036 yılında geçen ikinci sezon takip eder. İkinci sezon ise arınma geceleri arasındaki dönemin nasıl geçtiğini, insanların arınma gecesi ertesindeki iyileşme çabalarını ya da yaklaşan arınma gecesine hazırlanma süreçlerini anlatmasıyla The Purge evrenine yeni bir katman ekler ve korku, travma ve paranoyanın toplumu nasıl derinden etkilediğine dair farklı bir pencere sunar. Ama eğer seriyi özellikle şiddet ve aksiyon dozunun yüksekliğinden dolayı sevenlerdenseniz, dizi versiyonu ağır temposuyla sizi bir nebze hayal kırıklığına uğratabilir.
The Forever Purge (2021)
Beşinci film The Forever Purge (2021) Başkan Charlie Roan’un iktidardan düştüğü, Amerika’nın Yeni Kurucu Babaları Partisi’nin Arınma Gecesi uygulamasını geri getirdiği dönemde geçer. Bu son filmin odak noktasında, Teksas’ta Arınma Gecesi’ni vahşi amaçlarına alet eden ırkçı milisler, göçmen karşıtı radikal gruplar ve hayatta kalmak için zengin işverenleriyle güçlerini birleştirmek zorunda kalan Meksikalı göçmenler yer alır. Yabancı düşmanlığı, milliyetçilik, demokrasinin çöküşü gibi temaları işleyen The Forever Purge, Trump Amerika’sına egemen olan göçmen karşıtı söylem ve politikalara doğrudan referans veren anlatısıyla, Arınma Gecesi kavramının sınırlarını zorlayan öyküsüyle serinin belki de en karanlık, en iç karartıcı filmidir.






































