“Hemme'nin Öldüğü Günlerden Biri”ni Sevdiyseniz İzleyebileceğiniz 10 Film

“Hemme'nin Öldüğü Günlerden Biri”ni Sevdiyseniz İzleyebileceğiniz 10 Film

Asli Ildir
Asli Ildir

Paylaşım tarihi 04 Haziran 2025

tarihinde güncellendi 27 Eylül 2025

Senenin en sevilen bağımsız yerli filmlerinden, Türkiye’nin 2025 Oscar adayı olan Murat Fıratoğlu imzalı Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri (2024), yerli sinemamızın nadir sürprizlerinden biri. Venedik’in arından Altın Koza ve Ankara Film Festivallerinden ödüllerle dönen film, Eyüp isimli bir mevsimlik işçinin trajikomik hikâyesini anlatıyor. Toplumsal gerçekçi bir üslupla başlayan film, patronu Hemme’yi öldürmek için yola çıkan Eyüp’ün yaşadıklarıyla gitgide absürt bir hâl alıyor. 

Kimileri filmi bir tür “kara mizah” örneği olarak görürken, yönetmen özellikle güldürme amacı gütmediğini ve seyircinin tepkisine şaşırdığını söylüyor. Her türlü beklentiyi boşa çıkaran ve kendine has üslubuyla öne çıkan filmi gerçekten de bir kategori altına sokmak zor - ama parça parça bazı filmlere benzetmek mümkün… 

Bu listede, farklı tür ve üsluplar arasında gidip gelen filmin yer yer hatırlattığı bazı filmleri derledik. Kronolojik olarak sıraladığımız bu on yapımı seçerken birkaç kriter belirledik: Mizahi ton, hikâye, yönetmenin karaktere yaklaşımı. Eğer filmi izlediyseniz, kimi seçimleri gördüğünüzde tuhaf bulabilirsiniz. Ancak bu denli kategorize etmenin zor olduğu bir film, ancak bu kadar farklı sinema geleneklerinden gelen filmlerle açıklamak mümkün olabilirdi. Bazıları doğrudan, bazıları ise dolaylı yoldan filme bağlanan bu on film - Hemme’yi sevin ya da sevmeyin - eğer sinemayı seviyorsanız, bir tarafıyla sizi mutlaka yakalayacaktır. Ancak mizah dediysek, her biri için çok eğlenceli olduğu sözünü veremiyoruz, bazılarında gözyaşlarınızı tutamayabilirsiniz. Daha fazla beklenti yaratmadan listemize geçelim… 

01

Genç Sherlock

Buster Keaton klasiği Sherlock Jr (1924), bir sinemada makinist olarak çalışan Sherlock’un maceralarına (ve hayallerine) odaklanır. Dönemin bir diğer komedi ustası Charlie Chaplin’den farklı olarak Keaton, çoğu sahnede neredeyse mimiksiz bir oyunculuk sergiler. Hemme’nin Eyüp’ü de belki öfkesini gizlemek için, belki de yalnızca mizacından dolayı hafif ifadesiz bir surata sahiptir. Bu yüz, etrafında inatla akmaya devam eden günlük hayatla yan yana geldiğinde, Keaton’ınkine benzer bir etki yaratır. Jim Jarmusch ve Aki Karusmaki gibi yönetmenlerin filmlerinde de gördüğümüz bu mizah türünü seviyorsanız ve klasik komedinin “yüksek” şakalarından bıktıysanız, Sherlock Jr’a ve Keaton’un diğer filmlerine mutlaka göz atın deriz. Ayrıca sadece mizahıyla değil, rüya, gerçeklik ve sinema arasında kurduğu oyunbaz ilişkiyle de bir başyapıt Sherlock Jr. Yani sessiz sinema döneminin “sıkıcı” olduğuna dair önyargılarınız varsa, Keaton’ın sizi fazlasıyla şaşırtacağına emin olabilirsiniz. Özellikle de Chaplin’den bildiğimiz üzere mimik ve jest cenneti olan bu dönem, Keaton’un mimiksizliğiyle gözünüzde bambaşka bir hâle bürünecek.   

Eğer olmasaydı listemizin kesinlikle eksik kalacağı, İtalyan Yeni Gerçekçi sinemasının en popüler örneklerinden Bicycle Thieves (1948), bisikletini çaldıran Antonio isimli bir işçinin hikâyesine odaklanır. Listemizde Hemme’nin izini sürdüğümüz birkaç temel sinema geleneği var, ilki deadpan mizah, ikincisi ise Bicycle Thieves ve yine listemizde yer alan Umut (1970) ve Where is My Friend’s House?’ın (1987) dahil olduğu toplumsal gerçekçi damar. Esin kaynakları arasında İtalyan Yeni Gerçekçiliği’ni de gösteren yönetmen Murat Fıratoğlu’nun canlandırdığı Eyüp, aynı Antonio gibi kırmızı motosikletiyle Siverek’in sokaklarında ve boş arazilerinde yol alır. 

Karakterlerle birlikte yaşadıkları şehri ve coğrafyayı da dolaştığımız bu tür mekân odaklı filmleri seviyorsanız, savaş sonrası Roma ve halkının bambaşka bir yüzünü gördüğümüz bu dokunaklı hikâyeye mutlaka bir göz atın deriz. Hemme’nin tersine çok daha melodramatik bir tona sahip olan film, yüreğinizi burkacak derecede “gerçekçi”. Eğer savaş sonrası Avrupa’yı ve yoksulluğu benzer bir etkileyicilikle ele alan yapımlar izlemek isterseniz, Roma città aperta (1945), Germania anno zero (1948) ve Umberto D.’yu (1952) öneriyoruz.  

Bisiklet Hırsızları için mevcut bir yayın yok.
İzleyebileceğiniz zaman sizi haberdar edelim.

03

Umut
Umut

Umut

1970

Yerli sinemamızın efsanelerinden Yılmaz Güney imzalı Umut (1970), atı öldükten sonra hayatta kalabilmek için bir definenin peşine düşen faytoncu Cabbar’ın hikâyesini anlatır. Bir süre fayton süren Yılmaz Güney’in, define aramaya çıkan babasının hikâyesinden esinlenerek yazdığı Umut, tıpkı Bicycle Thieves’in savaş sonrası Roma için yaptığı gibi, bizi Adana gerçekliğinin (ve sıcağının) tam ortasına fırlatır âdeta. Hemme’nin özellikle “başka bir filmmiş gibi yapan” açılış sekansı, Umut’un sınıf çatışması üzerinden kurduğu sert ve politik anlatısını hatırlatır. Bu sekansta mevsimlik işçi olarak sıcak güneşin altında kurutulmuş domates toplayan Eyüp ve işvereni Hemme arasındaki tartışmaya tanık oluruz. 

Eğer mizahı ve daha iyimser anlatısıyla Sherlock Jr, “Hemme’nin benzediği filmlerin” bir ucundaysa, Umut ise tam olarak diğer uçta diyebiliriz. Umuttan çok umutsuzluğun konu edildiği film, Yeşilçam’ın altın çağında ortaya çıkmış nadide bir gerçekçi film örneğidir. Yeşilçam ve 70’ler-80’ler Türkiye sinemasına meraklıysanız, ancak bazen melodramın dozunun fazla kaçtığını düşünüyorsanız, Yılmaz Güney’in filmleri size ilaç gibi gelecektir. Ülkemizdeki nadir politik sinema örneklerinden biri olan filmin Hemme’den çok daha sert ve açık bir politik/sınıfsal meselesi olduğunu da ekleyelim. 

Umut için mevcut bir yayın yok.
İzleyebileceğiniz zaman sizi haberdar edelim.

Deadpan mizah denince akla gelen bir başka yönetmen de Amerikan bağımsız sinemasının ustalarından Jim Jarmusch. Jarmusch’un erken dönem siyah beyaz filmlerinden Stranger Than Paradise (1984), Macaristan’dan Amerika’ya gelen Eva ve kuzeni Willie’nin ilişkisine odaklanıyor. Sade ve sabit planları, minimalist kamera hareketleri, neredeyse amatöre yaklaşan sade oyunculuklarıyla öne çıkan film, büyük sözler söyleyen kahramanlık hikâyelerinden ve aksiyon dozu yüksek yol filmlerinden sıkıldıysanız tam sizin için. Bizi Amerika’nın farklı bölgelerinde sakin fakat bir o kadar da eğlenceli bir yolculuğa çıkaran film, bir Hollywood yol filminden bekleyeceğiniz hiçbir şeyi vermiyor desek abartmış olmayız. Günlük hayatın ritmiyle akan, ne hızlı ne yavaş bir yolculuk bu. 

Film bitince ağzınızda kalan tat ise, sadece “şiirsel” kelimesiyle açıklanabilir. Sanki eski siyah beyaz bir fotoğrafa bakar gibi melankolik, ama trajik olacak kadar kendini ciddiye almayan, komik bir hikâye. Her ne kadar Eyüp’ün yolculuğu buradaki kadar sakin ve şiirsel olmasa da, gündelik hayatın rutinleri ve ifadesiz yüzlerin arasında tezattan doğan doğal mizah, iki filmin duygusunu yer yer ortaklaştırıyor. Eğer “üç silahşörün” oradan oraya salındığı bu hem naif hem sıradışı yolculuk hoşunuza giderse, Jarmusch’un Down by Law (1986), Mystery Train (1989) ve Night on Earth (1991) filmlerini de önerebiliriz. 

Cennetten de Garip için mevcut bir yayın yok.
İzleyebileceğiniz zaman sizi haberdar edelim.

Abbas Kiarostami imzalı Where’s My Friend’s House? (1987), defterini geri vermek için arkadaşının evini arayan 8 yaşındaki Ahmet’e odaklanır. Tıpkı Eyüp’ün izinden Siverek’i dolaştığımız gibi, bu sefer de Ahmet’in izinden Köker Köyü’nün sokaklarında dolaşırız. Filmi izlerken bir yerden sonra karakterin niye dolandığını unutabilir, sokakların, evlerin ve topraktan yolların “şiirine” kaptırabilirsiniz kendinizi. Her ne kadar Eyüp ve Ahmet çok farklı amaçlarla yola çıkmış olsalar da, iki filmin de bu sonu belirsiz yolculuğu resmetme şekli oldukça benzer. 

Biri öfkeyle, biri endişeyle yola çıkan iki karakterin de duyguları yol boyunca, yolla birlikte değişir. Eğer listemizde de yer verdiğimiz Bicycle Thieves’i severseniz, bu filmde de benzer bir tat alabileceğinizi söyleyelim - üstelik sıfır melodramla. Bu yanıyla biraz daha Stranger Than Paradise’ın sade anlatımına yakın bir film diyebiliriz. Öte yandan listemizde coğrafi olarak Hemme’ye en yakın film de tabii ki İran sinemasından geliyor. Sanki Ahmet’in yanındaymışsınız gibi gezeceksiniz Köker’i, hüzünlenip hüzünlenmemek ise tamamen size kalmış… 

Arkadaşımın Evi Nerede? için mevcut bir yayın yok.
İzleyebileceğiniz zaman sizi haberdar edelim.

Geliyoruz deadpan mizahın bir başka usta ismine: Finlandiya’nın “yaramaz çocuğu” Aki Kaurismaki. Aslında yönetmenin filmografisinden herhangi bir filmi de seçebilirdik listemiz için. Ancak Eyüp’e benzer, gezgin ve “yalnız kovboy” karakteriyle, The Man Without a Past’ın (2002) ideal seçim olduğunu düşündük. Film boyunca asla gülmeyen karakterlerle ilk karşılaştığınızda, öncelikle “bu nasıl mizah” diye düşüneceğiniz film, kafasına aldığı darbe sonrası hafızasını kaybeden bir adama odaklanıyor. Hayatını (ve hafızasını) baştan kurmaya çalışan karakterimizin izinden bu sefer Helsinki sokaklarını keşfe çıkıyoruz. 

İzlediklerimiz aslında gayet ciddi, şiddet ve dram dolu meseleler. Ama karakterlerimizin bu ifadesizliği, melodram dozunu iyi dengeliyor. Tıpkı Eyüp’ün normalde büyük bir aksiyon ya da melodramın konusu olabilecek öfkesinin, Murat Fıratoğlu’nun elinde (ve yüzünde) çok daha farklı bir hâl alması gibi. Dolayısıyla konusunu fazla dramatik bulursanız filmden yine de bir şans verin deriz. Sonrasında ise Karusmaki’nin diğer filmlerini, özellikle de benzer sularda yüzen Drifting Clouds (1996), Le Havre (2011) ve The Other Side of Hope’u (2017) öneririz.  

07

Vavien
Vavien

Vavien

2009

Listemizin son dört maddesinde yeniden yerli sinemaya dönüyor ve Hemme’nin izini biraz yakınlarda arıyoruz. İlk sıramızda eğer izlediyseniz neden bu listede olduğunu sorgulayabileceğiniz bir yapım var: Taylan Biraderlerle Engin Günaydın’ı buluşturan Vavien (2009). Hemme’nin yönetmenin de deyişiyle “resmi olarak” bir kara komedi olmadığı malum, ancak ister istemez çoğu seyirci böyle bir hava aldı filmden. (Film boyunca patronunu öldürmeye giden bir adamın, bir anlığında duraksayıp televizyonda Heidi izlemesi, elbette ki kendi içinde doğal bir komediyi de barındırıyor.) Dolayısıyla sinemamızın en başarılı ve nadir kara komedilerinden Vavien’i listeye bir şekilde dahil etmek istedik. 

Adeta “dokuz canlı” olan karısını öldürmek isteyen fakat bunu bir türlü başaramayan bir adamın hikâyesine odaklanan film; yaratıcı olay örgüsü, Engin Günaydın’ın müthiş performansı ve absürt üslubuyla sizi ilk dakikasından itibaren içine çekecek. Öte yandan komedi anlamında bu sefer ifadesiz suratlar beklemiyor sizi, karı koca rolündeki Engin Günaydın ve Binnur Kaya’nın bol mimik ve jestli performansı, size hiç beklemediğiniz bir anda kahkaha attırabilir.  

Listemizdeki üçüncü yerli yapım, Nuri Bilge Ceylan’ın başyapıtı Bir Zamanlar Anadolu’da (2011). Dram türünde olsa da muhtar ve “manda yoğurdu” sahneleriyle kendine has mizahının da hakkını veren film Anadolu’nun ortasında, neredeyse zamansız-mekânsız bir atmosferde geçen bir cinayet soruşturması. Filmin Hemme’yle ne üslupsal ne de hikâyesel olarak bir bağı var. Ancak iki filmi bir araya getirebileceğimiz ortak bir nokta var ki, o da klişe tabirle “bu topraklardan” geldiklerini hissettirmeleri. Umut kadar açık bir şekilde olmasa da, iki filmde de bu topraklarda gömülü kalmış şiddetin tarihini derinden hissedeceksiniz. Ceylan’la henüz tanışmamış olan izleyicilerimiz için, BZA’nın kesinlikle en doğru film olduğunu da ekleyelim. Hatta Hemme’den önce bu filmi izlemenizi ve araya biraz zaman koymanızı tavsiye ederiz. Zira iki film sırf taşrada geçiyor diye başta görsel olarak benzer de görünse de, ortak bir ruhtan beslenen bambaşka iki film var karşımızda. 

09

Genco

Genco

2017

Kürt sinemasının nev-i şahsına münhasır yönetmenlerinden biri olan ve absürt komediye yaklaşan üslubuyla tanıdığımız Ali Kemal Çınar imzalı Gênco (2017), “sınırlı güçleri olan” bir tür süper kahraman hikâyesi anlatıyor. Gênco, yine Kürt coğrafyasında geçen Hemme’ye oranla deadpan mizah türüne çok daha yakın bir film - en azından bu üslubu kasıtlı olarak tercih ettiğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Film özellikle düşük bütçeli prodüksiyonunu yaratıcı bir şekilde değerlendiriyor. Filme ilk başladığınızda içinize girmeniz zor olabilir, ancak dakikalar ilerledikçe bu “gündelik” hikâyeye sızan fantasik detaylar sizi fazlasıyla güldürebilir. Eğer Çınar’ın üslubunu severseniz, benzer şekilde çekilmiş Veşartîyi (2016) de öneririz. Milyonlar harcayıp seyircisinde mimik oynatmayan kimi anaakım komedilerimiz yerine, bu kendine has minimalist (ve fazlasıyla politik) mizahı tercih edecek seyircilerimiz mutlaka çıkacaktır.  

10

Kelebekler
Kelebekler

Kelebekler

2018

Sinemamızdaki bir başka başarılı absürt mizah örneği, son olarak adeta “Hollywood’a transfer olan” star yönetmenimiz Tolga Karaçelik imzalı Kelebekler (2018). Babalarının ölümünün ardından bir araya gelen üç kardeşe odaklanan yapım karakterlerimizin köylerine dönüşüyle trajikomik bir yere direksiyon kırıyor. Normal şartlarda fazlasıyla melodramatik olabilecek anlar, bir anda patlayan tavuklardan köyde gezen bir astronota pek çok saçma olayla yarıda kesiliyor.  Tıpkı Hemme’nin Heidi sahnesi gibi… Öte yandan filmin, listemizdeki çoğu komedi gibi tuhaf mizahıyla sizi ilk başta biraz irkiltebileceğini söyleyelim. Yerli sinemamızda, özellikle de anaakım komedilerde görmeye pek alışık olmadığımız (ancak Vavien’le biraz giriş yaptığımız), büyük kahkahalar hedeflemeyen, absürt bir mizah söz konusu. Eğer bu mizaha ısınabilirseniz, Kelebekler’de de birlikte çalışan oyuncu Bartu Küçükçağlayan ve Tolga Karaçelik’i bir kez daha bir araya getiren komedi dizisi Bartu Ben’i (2018) de öneririz.

Bu liste hakkında

Başlıklar

10

Toplam izleme maliyeti

₺172,98

Toplam izleme süresi

16sa 3dk

Türler

Drama, Komedi, Gizem ve Gerilim

Bu listeyi çevrimiçi nereden izleyebilirim?

Hangi platformlarda bu listeden daha çok filmin yer aldığına aşağıda göz atın.

Bu listede 10 yapım mevcut ve bu yapımlardan 2 tanesini on TV+ üzerinden seyredebilirsiniz. Diğer 4 streaming platformu üzerinden de bu listedeki yapımları izleyebilirsiniz.

  1. 2 eser TV+
  2. 1 eser JustWatch TV
  3. 1 eser MUBI
  4. 1 eser Netflix
  5. 1 eser HBO Max