Akıllarımıza karizmatik ve delici bakışlara sahip Wolverine rolüyle kazınan Hugh Jackman, bugün Hollywood’un en sevilen ve takdir edilen aktörleri arasında kabul ediliyor. Son dönemde Ryan Reynolds’la başrolü paylaştığı Deadpool & Wolverine (2024) filmiyle genç kuşakların da keşfetme fırsatı bulduğu Jackman, aslında birçoklarımızın bildiği gibi romantik komedilerden, psikolojik gerilimlere, müzikallerden, bağımsız festival filmlerine oldukça geniş bir yelpazede performanslar ortaya koyabilen yetenekli bir “şovmen”.
Birbirinden oldukça farklı tarzdaki bu rolleri kıyaslamak ilk bakışta biraz zor gelebilir. Ama merak etmeyin. JustWatch editörleri olarak bu listemizde Altın Küre, Grammy ve Tony ödüllü başarılı aktörün beyazperdedeki en iyi 10 performansını masaya yatırıyoruz. Kendi kişisel zevkimizi gözederek yaptığımız bu sıralamayı inceleyerek tercihlerinize ve beğenilerinize göre seçim yapabilir ve Türkiye’deki streaming platformlarında mevcut olan yapımları nereden izleyebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
10. Scoop (2006)
Bugün Woody Allen’ın pek revaçta bir yönetmen olduğu söylenemez ama Hugh Jackman’ın 2000’li yıllardaki en renkli ve muzip rollerinden bir tanesinin Scoop’ta (2006) karşımıza çıktığı da kesin. Genelde kahraman başkarakter rolleriyle özdeşleştirdiğimiz Jackman, Allen’ın bu komedi-suç filminde “sempatik ve karizmatik bir kötü” olan İngiliz aristokrat Peter Lyman rolünde ikincil planda olan ama yine de akıllara kazınan bir tipleme çiziyor. Listemizde bu yüzden onuncu sırada kendisine yer bulan filmde oyuncu Lyman’ın katil olup olmadığını araştıran genç gazeteci Sondra Pransky’yi canlandıran Scarlett Johansson’la iyi bir kimya yakalamış. Yakın dönem sinemasından Knives Out’taki (2019) Chris Evans’ın performansını sevdiyseniz Jackman’ın bu filmle kalbinizi çalacağınızdan emin olabilirsiniz.
9. The Fountain (2006)
Darren Aronofsky’nin bizzat Jackman tarafından da kariyerinin dönüm noktası olarak nitelendirilen filmi The Fountain (2006) ise dokuzuncu sırada yer alıyor. 2000’lerin değeri sonradan keşfedilen filmlerinden sayabileceğimiz The Fountain farklı yüzyıllara yayılan kozmik aşk hikâyeleriyle izlemesi biraz zor ve hantal bir film olabiliyor. Ama Arronofsky’nin kafasına girdiniz mi, özellikle Jackman’ın filmde ne kadar incelikli ve nüanslarla dolu performanslar ortaya koyduğuna şahit oluyorsunuz. Performanslar diyoruz zira oyuncu burada farklı yüzyıllarda yaşayan ve ölümsüzlüğün peşinde olan üç farklı karakteri canlandırıyor. Listemizde bu zaman-üstü anlatıyla epikliği açısından Australia’yla kıyaslayabiliriz belki ama Matthew McConaughey’in benzer tonda bir performans sergilediği Interstellar (2014), çoklu hikâye yapısıyla Cloud Atlas (2012) ve ele aldığı temalarla The Tree of Life (2011), bu filmi izleyip izlememek konusunda size daha iyi rehberlik edecektir.
8. Australia (2008)
Bir önceki maddede de altını çizdiğimiz üzere, Baz Luhrmann imzalı Australia (2008), romantizm soslu epik bir film. Filmografisine baktığımızda hep ekranda devleşen, yoğun ve tutkulu karakterler canlandıran Jackman’ın bu filmdeki The Drover karakteri bunun tipik bir örneği. İngiliz aristokrat Leydi Sarah’yı kocasının Avustralya’daki çiftliğine götürme görevini sütlenen Drover rolünde Jackman, Hollywood filmlerinde duymaya alışık olmadığımız bir aksanla ekran partneri Nicole Kidman’la kesinlikle içimizi eritiyor. Luhrmann da - özellikle o meşhur çadır sahnesinde - Jackman’ın, Wolverine rolünde iyice ekstrem uçlara taşıdığı vahşi fiziksel seksapelini vurgulamaktan geri durmuyor. Melodram dozu yüksek bir film olan Australia’ya yönetmenin Moulin Rouge! (2001) ya da The Great Gatsby (2013) gibi filmlerini seviyorsanız bir şans verebilirsiniz. Avustralya değil de Yeni Zelanda’da anlattığı hikâyesinde Harvey Keitel’ın Jackman’inkine benzer bir karakter canlandırdığı Jane Campion imzalı The Piano (1993) da, Australia’yı sevdiyseniz izleme listenizde olması gereken filmlerden biri.
7. The Prestige (2006)
2006, ödüllü oyuncunun kariyeri açısından epey kilit bir yıl ve listemizden bu yıl vizyona giren üçüncü film olan The Prestige (2006), yedinci sıraya yerleşiyor. Bugün Hollywood’un en popüler ve mahir yönetmenlerinden Christopher Nolan’ın filmografisinde The Prestige biraz arka sıralarda yer alsa da hem aristokrat sihirbaz Robert Angier rolündeki Jackman hem de rakibi Alfred Borden’a hayat veren Christian Bale biz izleyiciye oyunculuk dersi veriyor âdeta. The Prestige’de Nolan’ın aristokrat rollerine her zaman ayrı bir hava katan Jackman’ın şovmen olarak seyirci üzerindeki etkisini ustalıkla kullandığını görüyoruz. Oyuncunun, dış görünüşünün altında yatan karanlık doğası gün yüzüne çıkan bir karakteri canlandırması açısından Scoop’u akla getiren The Prestige’de, ekran partneri olarak Johansson’la da yeniden bir araya geliyor. Nolan sinemasının yeniden keşfedilmeyi hak eden yapımları arasındaki The Prestige’i izleyip sevdiyseniz sihirbazlık temalı The Illusionist (2006) ve Now You See Me (2013) gibi filmlere de şans verebilirsiniz.
6. The Greatest Showman (2017)
Oyunculuk kariyerine tiyatro sahnesinde başlayan Hugh Jackman’ın müzikal performansı denince akla ilk olarak Les Misérables (2012) gelse de, The Greatest Showman (2017) kesinlikle filmografisinde pas geçilmemesi gereken bir yapım. Jackman, P.T. Barnum’un yaşam öyküsünden esinlenen bu renkli, abartılı ve şaşaalı dünyada karakterinin mesleğine yönelik neredeyse delüzyonel diyebileceğimiz tutkusunu başarıyla ekrana taşıyor. Sinemada özellikle hayalperest karakterleri canlandırma söz konusu olduğunda, yeterince inandırıcı olmama riski her zaman vardır. Jackman’ın tür olarak herkese hitap etmese de bu rolle akıllara kazınmasının en büyük etkisi de rolüne aşıladığı samimiyet duygusu. Özellikle filmin sonlarına doğru Barnum’un yaşadığı büyük kayıpların ardından “From Now On” şarkısını söylediği sekans, Jackman’ın duygusal açıdan en unutulmaz performanslarından bir tanesine yer veriyor. Kendini sanatına adama teması açısından Taron Egerton’ın Rocketman’deki (2019) Elton John temsilini bu filme bir şans vermeden önce bir referans noktası olarak değerlendirebilirsiniz.
5. X-Men (2000)
Okuyucularımız belki de Hugh Jackman’ı Hugh Jackman yapan film serisinin neden daha üst sıralarda yer almadığı konusunda itiraz edebilir ama şu bir gerçek ki X-Men sinemaseverler nezdindeki kült statüsüne rağmen çizgi roman versiyonları her zaman daha çok sevilen bir seri olmuştur. Süperkahraman anlatılarında örneğin Avengers aksine her bir üyeyi aynı ölçüde öne çıkaramayan X-Men serisinin yıldızı da hiç şüphesiz Wolverine rolünü üstlenen Hugh Jackman oldu. Nasıl ki Iron Man’i Robert Downey Jr.’dan başkasının canlandırması düşünülemezse, bugün asabi, hiddet dolu Wolverine de Jackman’la özdeşleşmiş durumda. Oyuncunun ilk kez Logan/Wolverine olarak boy gösterdiği X-Men’e (2000) listemizin beşinci sırasını uygun gördük. X-Men’e kadar Hollywood’da esamesi okunmayan ve kariyeri bu filmle beraber yükselişe geçen Jackman, çizgi romanlarda vahşi ve hödük bir karakter olarak stereotipleştirilen Wolverine’e inanılmaz bir duygusal derinlik kattı. Çizgi romanların merkezindeki Cyclops ve Jean Grey gibi karakterleri arka plana iten Wolverine, “ortaya çıkış hikâyesi” (origin story) anlatılan tek mutant olarak farkını ortaya koyuyor. Bu filmi de henüz izlemediyseniz, meraklı seyircilerimizi X-Men Origins: Wolverine’i (2009) keşfetmeye davet ediyoruz.
4. The Son (2022)
Florian Zeller’ın ilk uzun metrajı The Father (2020) dünya çapında bir fenomene dönüşünce, ikinci filmi The Son (2022) daha çıkmadan büyük bir beklenti yaratmıştı. Ancak ne yazık ki hikâye anlatımı açısından ciddi bir hayal kırıklığı yaratan film eğer listemizde kendisine dördüncü sırada yer buluyorsa bunun en büyük - belki de tek - sebebinin Hugh Jackman’ın ve Laura Dern’ün dokunaklı performansları olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Zeller’in filminin odak noktasında anne babası boşandıktan sonra hayata küsen 17 yaşındaki Nicholas var. Jackman’ın canlandırdığı baba Peter’in, oğluyla bağ kurmak ve onu geri kazanmak için tüm çabalarına rağmen eski eş Kate’i aldatmış olması onu, seyircinin duygusal bağ kurması açısından zor bir karaktere dönüştürüyor. Jackman, oğluna yönelik sevgisi kalbimize dokunan, ama bir yandan da ilgisizliğine öfkelendiğimiz bu karakterin duygu dünyasını gerçekçi bir biçimde ortaya koyuyor. Oyuncunun gösterişli rollerinden sonra daha mütevazı ama derinlikli bir karakter portresi çizdiği filmdeki baba-oğul ilişkisi Felix van Groeningen’in Beautiful Boy (2018) filmindeki Steve Carell ve Timothée Chalamet’nin performanslarını akla getiriyor. Eğer yüreğiniz dayanabilirse, bu iki filmi arka arkaya izleyip “baba-oğul” temalı bir sinema gecesi düzenleyebilirsiniz.
3. Les Misérables (2012)
Tom Hooper, 2020’li yıllarda gözden bir tık düşse de yaşı yeten okuyucularımız Les Misérables‘ın (2012) nasıl Oscar sezonunda büyük bir sansasyona dönüştüğünü kesinlikle hatırlayacaktır. Hem edebiyat hem de sahne sanatları açısından tarihsel önemi bulunan bir metnin uyarlamasında zaten kült olan karakterlere hayat vermek cesaret ve maharet ister. Hugh Jackman’ın Jean Valjean performansı bu açıdan beklentileri karşılıksız bırakmıyor. Jackman, The Greatest Showman’dekine benzer tarzda, daha coşkulu ve yoğun bir oyunculuk sergilediği filmle ilk kez En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ına da aday gösterildi. Jean Valjean’ın hayatının farklı dönemlerini canlandırdığı için fiziksel açıdan da büyük bir bağlılık ve disiplin sergileyen Jackman’ın “What Have I Done?” ve “Bring Him Home” sekanslarındaki şarkı performansları da filmin unutulmaması gereken noktalarından. Les Misérables, yapısı itibariyle bir ansambl filmi olduğu için elbette Anne Hathaway, Amanda Seyfried ve Eddie Redmayne’in de unutulmaz rollere imza attığını ve Jackman’in başarısının kadro içindeki performans dengesini sağlamasından köken aldığını da not düşmek gerek. (Russell Crowe içinse aynı yorumu yapmak biraz zor!)
2. Logan (2017)
Kariyeri boyunca Wolverine karakterini toplam dokuz (eğer Deadpool 2’deki [2018] arşiv görüntülerini de sayarsak on) filmde canlandıran Jackman’ın bu roldeki en etkileyici performansını James Mangold imzalı Logan’da (2017) ortaya koydu. Logan, Christopher Nolan’ın Batman serisiyle beraber süperkahraman film türüyle ilişkilendirilse de onun ötesine geçmeyi başarmış az sayıda filmden bir tanesi. Jackman, yaşlanmış, güçleri gitgide zayıflayan Logan rolünde süperkahraman - mutant arketipiyle özdeşleşen “yenilmezlik” ve “kahramanlık” sıfatlarını yapıbozuma uğratıyor. MCU’nun Thor karakterine de buna benzer bir şekilde yaklaştığını görmüştük ama Logan bunu şakaya vurmadan, çok daha gerçekçi bir üslupla taşıyor ekrana. Klasik Western filmlerinden fırlamış bir “yalnız kovboy” havası ve ağırlığı katan Jackman, Logan’ın kızı Laura’yla (Dafne Keen) kurduğu bağı da izleyiciye hissettirmeyi başarıyor. Bu karaktere bir veda niteliğinde tasarlanan film sonrasında Jackman Deadpool & Wolverine’de rol aldığı için çıktığı dönemdeki etkisini muhtemelen kaybetmiş olsa da Logan sinemaseverlerin, diğer süperkahraman filmlerine dair referanslar olmaksızın gönül rahatlığıyla izleyebileceği bir tür filmi.
1. Prisoners (2013)
Geldik listemizin zirvesine… The Son ve Logan filmlerinde “baba” figürünü ustalıkla canlandırdığını vurguladığımız Jackman’ın bu sıfatı üstlendiği en derinlikli ve etkileyici performansı ise Denis Villeneuve imzalı gerilim filmi Prisoners’da (2013) karşımıza çıkıyor. Jackman filmde kızı kaçırılan ve çaresiz biçimde suçluyu arayan acılı baba Keller Dover’ı canlandırıyor. Dover, onu kanun dışı eylemlerde bulunmaya yönlendiren bir çaresizliğe sahip ve Jackman da, ister istemez bir “vigilante”ye dönüşen, ahlaki açıdan gri bir bölgeye ait bu karakteri çarpıcı bir biçimde beyazperdeye aktarıyor. Özellikle Dover’ın suçlu olduğuna inandığı ve kızının nerede olduğunu öğrenmek için işkence ettiği Alex Jones’la olan sahnede doğaçlama yapan Jackman, öfkesi ve acısı yüzünden insanlıktan çıkan, ve bunun da farkında oldukça kendisine yabancılaşan bu baba temsili, izleyici konumundayken bile hazmetmesi zor bir durumla karşı karşıya bırakıyor bizi. Bu kalibrede bir performansla yarışacak filmler arıyorsanız, Se7en (1995), Zodiac (2007) ve Memories of Murder (2003) gibi kült gerilimlere de mutlaka göz atmalısınız.



















































