En Kötüden En İyiye Danny Boyle Filmleri

En Kötüden En İyiye Danny Boyle Filmleri

Berke Göl
Berke Göl

Paylaşım tarihi 09 Haziran 2025

tarihinde güncellendi 29 Eylül 2025

1990’lı yılların ortasında çektiği düşük bütçeli filmlerle kısa zamanda kendine geniş bir hayran kitlesi edinen Danny Boyle, zamanla anaakıma yöneldi, yıldız oyuncularla çalışmaya başladı, hatta Akademi Ödülleri’ne damga vuran filmler de yaptı ama bağımsız köklerine sürekli geri dönmeyi de ihmal etmedi. 28 Days Later’la (2002) 21. yüzyılın en sevilen zombi filmlerinden birine imza atan Boyle bu yıl serinin merakla beklenen devam filmi 28 Years Later’la (2025) geri döndü ve formundan bir şey kaybetmediğini gösterdi. Bu vesileyle biz de yönetmenin otuz yılı aşan kariyerini mercek altına alıyor, tüm uzun metrajlarını en kötüden en iyiye sıralıyoruz.

10

Kumsal
Kumsal

Kumsal

2000

Boyle’un kariyerinin ilerleyen yıllarında çok daha verimli işbirlikleri yapacağı Alex Garland’ın kült romanından uyarladığı The Beach (2000), genç gezgin Richard’ın Tayland’da keşfettiği gizemli bir komünde yaşadıklarını anlatıyor. Filmde önceleri büyük bir özgürlük vaat eden bu cennet, dış tehditlerle ve grup içi çatışmalarla zamanla cehenneme dönüşüyor. Dünyadan yalıtılmış bir konumda bir komünün parçalanma sürecini anlatması bakımından William Golding’in kült romanı Lord of the Flies’ı, doğanın bağrında yavaş yavaş deliliğe sürüklenme teması bakımından Coppola klasiği Apocalypse Now’ı (1979) andıran The Beach aksiyon, macera, romans ve gerilim gibi türler arasında gezinen ilginç bir deneme aslında ama bu gezinti sırasında tıpkı kahramanı gibi yolunu kaybediyor ve bir süre sonra ne anlatmak istediğini unutuyor.

İşten atılan bir adamın patronunun kızını kaçırması ve zamanla aralarında bir aşk filizlenmesiyle başlayan A Life Less Ordinary’de (1997) söz konusu ilişkiyi değerlendirmek için cennetten iki melek gönderiliyor. Aşk ve kader gibi temalar etrafında dolaşan film romantik komedi kalıplarıyla oynayan bir peri masalı olarak görülebilir. Wings of Desire’ın (1987) insanların arasına karışan melekleri ile True Romance’in (1993) şaşkın kaçak âşıklarını birleştiren filmde Boyle, ilk iki filmi Shallow Grave (1994) ve Trainspotting’in (1996) başarı formülünü tekrarlayarak senarist John Hodge, yapımcı Andrew Macdonald ve başrol oyuncusu Ewan McGregor’la işbirliği yapsa da, ortaya çıkan sonuç epey dağınık ve tutarsız.

Olağanüstü Bir Hayat için mevcut bir yayın yok.
İzleyebileceğiniz zaman sizi haberdar edelim.

08

Trans
Trans

Trans

2013

Paha biçilmez bir Goya tablosunun çalınması girişimine dahil olan müzayede müdürü Simon, geçirdiği kafa travması sonrası tablonun akıbetine dair hiçbir şey hatırlamadığını fark ediyor. Hırsız çetesinin lideri ise Simon’ın bilinçaltına ulaşmak için hipnoz uzmanı Elizabeth’in yardımına başvuruyor. Zihin ve hafıza temaları etrafında gezinen, giderek gerçek ile hayal arasındaki sınırı bulandıran Trance (2013), bu anlamda aklımıza Inception (2010) ve Memento (2000) gibi Christopher Nolan filmlerini getirse de, gerek sürprizlerin dozunun kaçırılması, gerekse anlatımda dengenin sağlanamaması yüzünden filmle duygusal bağ kurmak epey güç ve bu yüzden de Trance, listemizin alt sıralarında kalıyor.

07

127 Saat
127 Saat

127 Saat

2010

Aron Ralston’ın gerçek öyküsünden uyarlanan 127 Hours (2010), tek başına çıktığı bir dağ tırmanışında geçirdiği kaza sonucu kolu kayaların arasına sıkışan bir dağcının günler süren yaşam mücadelesini konu alıyor. Çok büyük kısmı kayaların arasında, daracık bir mekânda geçen filmde Boyle görüntü yönetmenleri Enrique Chediak ve Anthony Dod Mantle’ın yardımıyla klostrofobik bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Öte yandan başroldeki James Franco da Aron’ın hem fiziksel mücadelesini hem de iç hesaplaşmalarını etkileyici bir performansla izleyiciye hissettiriyor. Buried (2010) gibi klostrofobik gerilimlerle akrabalık taşıyan 127 Hours bir yandan da insanın doğa karşısındaki kırılganlığını gözler önüne seriyor, yaşama arzusu ve azmine övgüler düzüyor. Buna karşılık filmin hiç de kolay bir seyirlik olmadığını söylemeye gerek yok.

06

Yesterday
Yesterday

Yesterday

2019

Adını aynı adlı The Beatles klasiğinden alan Yesterday (2019), kendi halinde bir müzisyen olan Jack Malik’in geçirdiği kazadan sonra kimsenin The Beatles’ı tanımadığı alternatif bir evrene uyanmasıyla gelişen olayları anlatıyor. Grubun en büyük hitlerini kendi şarkılarıymış gibi seslendirmeye başlayan Jack kısa zamanda dünyaca ünlü bir müzisyene dönüşse de yavaş yavaş şöhretin mutluluk getirmediğini fark ediyor. Akıllara The Beatles şarkıları üzerine bir öykü kuran Across the Universe’ü (2007) getiren film, About Time (2013) gibi fantastik nitelikli romantik komedilerle de akraba. Çıkış noktasını daha derin sorgulamalara girişmekte kullanmadığı için biraz yüzeysel kalsa ve potansiyeline ulaşamasa da Yesterday, özellikle The Beatles hayranları için paha biçilmez bir deneyim.

05

Milyonlar
Milyonlar

Milyonlar

2005

Millions (2004), bir bavul dolusu İngiliz Sterlini bulan iki küçük kardeşin bu büyük parayı ne yapacakları konusundaki farklı fikirlerinden hareket ediyor. Paranın çalıntı olması da bu duruma tuz biber ekiyor ve suçlular iki kardeşin peşine düşüyor. Ahlak ve vicdan kavramlarına yakından bakan bir aile filmi olan Millions, Danny Boyle’un o zamana kadar çektiği sert, aksiyonu ve şiddet dozu yüksek yapımların ardından insani sıcaklığıyla, çocuksu ve naif perspektifiyle gerek yönetmenin hayranlarını gerekse eleştirmenleri şaşırtmıştı. Katolik imgelemi büyülü gerçekçilikle harmanlayan filmi yürek ısıtan bir masal olarak görmeniz mümkün, ama tam da bu sebeple, ele aldığı konunun gerektirdiği keskinlikten yoksun olduğunu da hissedebilirsiniz.

Milyonlar için mevcut bir yayın yok.
İzleyebileceğiniz zaman sizi haberdar edelim.

04

T2 Trainspotting

Danny Boyle’u Danny Boyle yapan film olan Trainspotting’in yirmi bir yıl aradan sonra gelen devam filmi T2 Trainspotting’de (2017) Renton (Ewan McGregor) seneler sonra İskoçya’ya, eski arkadaşlarının yanına geri dönüyor. Burada Sick Boy’u kara para aklama işine bulaşmış, Begbie’yi hapisten kaçmış, Spud’ı ise hâlâ bağımlılıkla mücadele ederken buluyor. Her biri kendi hayatındaki zorluklar ve hayal kırıklıklarıyla boğuşan karakterler aracılığıyla film, zamanın acımasızlığını, değişen dünyaya ayak uydurmanın güçlüklerini ve dostluğun geçirdiği evrimi ele alıyor. İlk filmin sarsıcılığından ve kabına sığmayan enerjisinden uzak olmakla birlikte T2 Trainspotting, Renton ve arkadaşlarını özleyen bir kuşak izleyici açısından nostaljik değeri yüksek bir yapım.

03

Steve Jobs
Steve Jobs

Steve Jobs

2015

Apple’ın kurucusu Steve Jobs’ın banliyödeki bir evin garajından paranın ve şöhretin zirvesine uzanan yolculuğunu anlatan Steve Jobs (2015), anlatısını Macintosh’un 1984 yılındaki lansmanı, NeXT’in 1988 yılındaki tanıtımı ve iMac’in 1998’deki piyasaya sürülüşü etrafında şekillendiren bir biyografi. Kahramanının kariyerinin dönüm noktalarını takip eden film, bir yandan da onun iç dünyasına, özel hayatına, ailesi ve arkadaşlarıyla ilişkilerine ışık tutuyor. Ayrıca Oscar ödüllü Aaron Sorkin’in kaleme aldığı senaryo da Steve Jobs’ın karakterinin farklı boyutlarını derinlemesine incelemeyi başarıyor. Bir tür modern zamanlar Citizen Kane’i (1941) olan Steve Jobs’un başarısında Michael Fassbender ve Kate Winslet’in görkemli performanslarının da büyük payı var kuşkusuz.

02

Milyoner
Milyoner

Milyoner

2008

Slumdog Millionaire (2008), Mumbai’nin kenar mahallelerinde yaşayan yoksul ve eğitimsiz bir genç olarak televizyondaki bilgi yarışmasında büyük ödülü kazanmaya çok yaklaşması şüphe uyandıran Jamal’e ve onun polis sorgusunda anlattıklarına odaklanıyor. Dev Patel ve Freida Pinto’nun ilk başrollerinde parladıkları film ekonomik eşitsizlik, kader ve aşkın gücü gibi temalar etrafında masalsı bir aşk/macera öyküsü anlatıyor. Yer yer Bollywood trüklerine başvuran film, kurduğu “yokluktan zenginliğe” anlatısıyla da Oliver Twist-vari bir tona sahip. Geniş kitleleri memnun eden, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil sekiz dalda Oscar kazanan ve Danny Boyle’a kariyerinin en büyük başarısını getiren Slumdog Millionaire’in neden listenin en tepelerinde olmadığını soracak olursanız, filmin yoksulluğu romantize etme biçimini ve oryantalizme göz kırpan bakışını biraz rahatsız edici bulduğumuzu söyleyebiliriz.

Milyoner için mevcut bir yayın yok.
İzleyebileceğiniz zaman sizi haberdar edelim.

01

Gün Işığı

28 Days Later’da bilimkurgu soslu bir zombi filmine imza atıp hedefi 12’den vuran Danny Boyle, bundan beş yıl sonra bir kez daha bilimkurgu türüne döndü. Sönmekte olan Güneş’i yeniden canlandırmak için uzay yolculuğuna çıkan bir ekibin rotayı mecburen değiştirmesini ve bunun da tüm mürettebatı farklı şekillerde etkilemesini anlatan Sunshine (2007) bugün Danny Boyle’un hakkı yeterince teslim edilmeyen filmlerinin başında geliyor. Evrenin sonsuzluğunun yarattığı şaşkınlığı ele alışıyla 2001: A Space Odyssey’den (1968), varoluşçu tonuyla Tarkovski’nin Solaris’inden (1972), kapalı ortamda yaşanan dehşeti anlatırken slasher türüne geçiş yapmasıyla da Alien’dan (1979) izler taşıyan Sunshine, listemizin beşinci sırasındaki yerini sonuna kadar hak ediyor.

Bu liste hakkında

Başlıklar

14

Toplam izleme maliyeti

₺336,85

Toplam izleme süresi

25sa 10dk

Türler

Drama, Gizem ve Gerilim, Suç

Bu listeyi çevrimiçi nereden izleyebilirim?

Hangi platformlarda bu listeden daha çok filmin yer aldığına aşağıda göz atın.

Bu listede 14 yapım mevcut ve bu yapımlardan 4 tanesini on Disney Plus üzerinden seyredebilirsiniz. Diğer 4 streaming platformu üzerinden de bu listedeki yapımları izleyebilirsiniz.

  1. 4 eser Disney Plus
  2. 2 eser MUBI
  3. 1 eser Amazon Prime Video
  4. 1 eser Netflix
  5. 1 eser TV+