
Az Bilinen En İyi 10 Western Filmini Çevrimiçi İzleyin
Tüm zamanların en popüler türlerinden biri ve Amerikan sinemasının kurucu janrı olan western, günümüzde de güçlü örneklerle varlığını sürdürüyor. Kovboy kıyafetlerinden düello sahnelerine, yerde yuvarlanan çalılardan çöldeki kaktüslere, daha “ilk bakışta” ne olduğu anlaşılan türlerden biri western.
Her ne kadar türün klasik örneklerini epik hikâyeleri ve müzikleriyle beyazperdede izlemeye alışkın olsak da, günümüzün dijital platformları da türün farklı örneklerini sunmaya devam ediyor. Az bilinen en iyi 10 western filmini Türkiye’den nereden izleyebileceğinizi merak ediyorsanız doğru adrestesiniz. Bu filmlere dair merak ettiğiniz detayları bu rehberden inceleyebilir, Türkiye’deki farklı streaming seçenekleriyle ilgili aradığınız her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz.
Az bilinen en iyi 10 western filmini Türkiye’den çevrimiçi izleyin
Çevrimiçi olarak yayınlanan ve az bilinen en iyi 10 western filmini Türkiye’den nereden izleyebileceğinizi merak ediyorsanız doğru adrestesiniz. JustWatch ekibinin hazırladığı bu rehberi inceleyerek çeşitli streaming platformlarındaki kiralama, satın alma ve abonelik hizmetlerinden dilediğinizi seçebilirsiniz.
İskoç yönetmen John Maclean imzalı Slow West, sevdiği kadını bulmak için bir yolculuğa çıkan İskoç bir genç ve eşlikçisi kovboya odaklanıyor. Filmin başrollerinde Michael Fassbender ile bir başka neo-western olan The Power of the Dog’da da izlediğimiz Kodi Smit-McPhee yer alıyor. Prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan Slow West, her ne kadar çoğunlukla western anlatısını takip etse de, temelde absürt komedi esintileri de taşıyan bir büyüme hikâyesi anlatıyor. Klasik western’lere kıyasla çok daha yavaş tempolu ve karakter odaklı bir anlatı sunan yapım, Colorado’yu temsilen Yeni Zelanda ve İskoçya’da gerçekleştirilen çekimleriyle beğeni toplamıştı. İlk filmi olmasına rağmen ustalıklı bir yönetmenlik sergileyen Maclean, filmde vahşi doğanın hem yıkıcı ve tehlikeli, hem de insanı kucaklayan o esrarengiz atmosferini başarılı bir şekilde yansıtıyordu.
Prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan ve Netflix üzerinden yayınlanan The Ballad of Buster Scruggs, Coen Kardeşler imzalı bir antoloji film. Western türünün Coenlerin kendine has kara mizahıyla bir araya geldiği yapım, altı farklı hikâyeden oluşuyor. Jack London’ın All Gold Canyon ve Stewart Edward White’ın The Girl Who Got Rattled eserlerinden parçalar içeren filmin oyuncu kadrosunda Liam Neeson, Joe Kazan, Tom Waits, Blendan Gleeson ve Tim Blake Nelson gibi isimler yer alıyor. Tıpkı Coenlerin başyapıtı No Country for Old Men gibi, The Ballad of Buster Scruggs da western türü üzerinden Amerikan rüyası ve sınır anlatısı üzerine eleştirel bir bakış açısı sunuyor.
Başrollerinde John C. Reilly, Joaquin Phoenix ve Jake Gyllenhaal’ın yer aldığı The Sisters Brothers, Kanadalı yazar Patrick deWitt’in aynı adlı romanından uyarlanan bir western. Yönetmenliğini son olarak Emilia Pérez’e imza atan Fransız yönetmen Jacques Audiard’ın üstlendiği yapım, yönetmenin Hollywood’da ve İngilizce dilinde çektiği ilk yapım. Prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan film, Audiard’a En İyi Yönetmen dalında Gümüş Aslan kazandırmıştı. Ünlü tetikçi kardeşler Eli ve Charlie Sisters’ın hikâyesini takip eden yapım, türün konvansiyonlarını eğip büken anlatısı ve mizahı tonuyla öne çıkıyordu. Eleştirmenler tarafından da beğeniyle karşılanan film, tüm meziyetlerine rağmen gişede zarar etti.
1800’lerin western türünde çok daha az temsil şansı bulan taraflarına odaklanan Concrete Cowboy, Afrikalı-Amerikalı ağırlıklı oyuncu kadrosuyla dikkat çeken bir neo-western. Greg Neri’nin Ghetto Cowboy isimli romanından uyarlanan yapımın başrollerini Idris Elba ve Caleb McLaughlin paylaşıyor. Prömiyerini Toronto Film Festivali’nde gerçekleştiren yapım, dönemin Philadelphia’sında yaşayan Afrikalı-Amerikalıların at binme kültüründen ve Fletcher Street Urban Riding Club isimli tarihi kulüpten ilham alıyor. Filmin yardımcı karakterleri arasında, günümüzde hâlâ varlığını sürdüren kulübün gerçek üyeleri de bulunuyor. Bir baba-oğul hikâyesi üzerinden, resmi (ve beyaz) tarihin gölgesinde kalmış bir kültürü ele alan film; dönemin atmosferini başarıyla yansıtan prodüksiyon tasarımıyla da beğeni toplamıştı.
Başrollerinde Tom Hanks ve System Crasher filmiyle ünlenen Alman çocuk oyuncu Helena Zengel’in yer aldığı News of the World, 90’larda yükselişe geçen ve politik olarak daha “barışçıl” hikâyeler anlatan western filmlerin bir örneği. İç Savaş’ın beş sene sonrasında geçen film, savaş gazisi Jefferson Kyle Kidd’in 10 yaşındaki bir kız çocuğunu ailesine ulaştırmak üzere çıktığı yolculuğu takip ediyor. Film bu “kaçırılma” hikâyesini ele alırken, benzer konuları çok daha farklı bir politik atmosfer içerisinden işleyen western klasiği The Searchers’ın modern bir yorumuna girişiyor. Altın Ayı’lı Bloody Sunday filmi ve Jason Bourne serisiyle tanıdığımız Paul Greengrass’ın yönettiği film, Paulette Jiles’ın aynı adlı romanından uyarlama.
Oyuncu kadrosunun çoğunluğu siyah Amerikalı oyunculardan oluşan The Harder They Fall, genellikle beyaz kovboyun medeniyetin sınırlarını genişletmesi üzerine kurulu western türüne alternatif bir yorum getiriyor. Oyuncu kadrosunda Jonathan Majors, Idris Elba, Zazie Beetz ve Regina King gibi isimlerin yer aldığı film, hapishaneden çıkan bir haydutu yakalamak için yola koyulan bir kovboy ve arkadaşlarına odaklanıyor. The Bullitts lakaplı İngiliz yönetmen ve müzisyen Jeymes Samuel imzalı The Harder They Fall’un yapımcıları arasında ünlü rapçi Jay-Z de yer alıyor. Rufus Buck çetesi gibi tarihsel karakterlerden de esinlenen yapım, farklı dönemlerden parçalar içeren zengin soundtrack albümüyle büyük beğeni toplamıştı.
Usta yönetmen Jane Campion imzalı The Power of the Dog, türün kalıplarını alt üst eden alternatif bir neo-western. Başrollerinde Benedict Cumberbatch, Kirsten Dunst, Jesse Plemons ve Kodi Smit-McPhee’nin yer aldığı film, toplumsal erkekliğin (ve toksik erkekliğin) inşası üzerine incelikli bir anlatı kuruyor. Şiddet ve erkeklik arasındaki ilişkiyi, cinsel yönelimini gizleyen bir kovboy üzerinden anlatan yapım, Thomas Savage’ın aynı adlı romanından uyarlama. Doğa/vahşi batı ve medeniyet arasındaki sınırı toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden yeniden yorumlayan The Power of the Dog, tıpkı Kelly Reichardt imzalı First Cow ve Meek’s Cutoff gibi anlatılan resmi hikâyenin dışına, anlatılmayana bakıyor. Prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan film, Campion’a En İyi Yönetmen dalında hem Gümüş Aslan hem de Oscar ödülü kazandırdı.
Başrolünde ünlü oyuncu Nicolas Cage’in yer aldığı The Old Way, karısının öldürülmesinin ardından intikam peşine düşen bir silahşöre odaklanıyor. Brett Donowho imzalı western filminde, Nicolas Cage’i alışık olmadığımız bir rolde, Colton Briggs adında bir kovboy olarak izliyoruz. 2023 yılına göre özellikle mizansen tercihleri ve anlatı yapısıyla oldukça klasik bulunan film, Cage’in performansıyla övgü toplamıştı. Cage, son yıllarda korkudan bilimkurguya ve aksiyona, yüksek veya düşük bütçe fark etmeksizin pek çok farklı tür filminde yer alıyor. The Old Way, özellikle Nicolas Cage’in oyunculuğun sınırlarını zorladığı denemelerini sevenler için biçilmiş kaftan.
Nicolas Cage, The Old Way’deki ilk western deneyiminin ardından aynı sene bir de Butcher’s Crossing’de başrolde yer almıştı. Amerikalı yönetmen Gabe Polsky’nin ilk uzun metrajı olan western türündeki film, John Edward Williams aynı adlı romanından uyarlama. Film, Will Andrews isimli bir üniversite öğrencisinin Harvard’ı bırakarak vahşi doğada bir maceraya atılmaya karar vermesiyle açılıyor. Will, Miller isimli bir avcının liderliğindeki bir grupla bufalo avına çıkıyor. Genç adam, av boyunca doğanın zorlu koşullarıyla mücadele etmek zorunda kalıyor ve inandığı idealleri sorgulamaya başlıyor. Dönemin sert doğa koşullarını, insan ve doğa arasındaki çatışmaya arka plan olarak kullanan bu filmi, Iñárritu’nun The Revenant'ı ile birlikte değerlendirmek mümkün.
Ünlü oyuncu Viggo Mortensen’ın yazıp yönettiği The Dead Don’t Hurt, 1860’ların İç Savaş döneminde geçen bir western. Vivienne Le Coudy isimli Kanadalı-Fransız bir kadın ve Danimarkalı Holger Olsen arasındaki aşkı konu alan yapım, doğrusal olmayan bir anlatı benimsiyor ve iki farklı zaman çizgisi takip ediyor. Başrollerinde Viggo Mortensen’la birlikte dönem filmlerinin aranan ismi Vicky Krieps’ın yer aldığı yapım, açılışını Toronto Film Festivali’nde gerçekleştirmişti. Özgür ruhlu ve derinlikli bir karakter olan Vivienne’e odaklanan film, klasik western türündeki erkek kovboy anlatısına feminist bir yorum getiriyor. Göç meselesi üzerine kafa yoran film, dönemin politik ve kültürel arka planını da incelikle yansıtıyor.





























